“Süresiz” Çocuk Edebiyatı…

Çerçeve dergisi çocuk kitapları konusuna sürekli olarak yer ayıran ilk dergi sanıyorum. Konu olarak sınırlı sayıda bir okuru ilgilendireceği düşünüldüğünden olsa gerek, sanat ve edebiyat dergilerinde herhangi bir çocuk kitabına yer verildiği seyrek oluyor. Bir çok edebiyatçı ve eleştirmen için ise çocuk kitapları konusu bir tür “alt” konu.

Sanat denen büyülü kavramın içinde yer alan edebiyat tabii ki bu büyüyü kendi araçlarıyla var ettiği oranda bu kavramın içinde yer almayı hak edebilir. Büyü ise insan üstüdür. Yani bir anlamda sanat da. Sanatsal bir ürün kendisini üreten insanın üstündedir, önündedir. Sanatçı onu ürettiğinde bir üstünlük, bir aşkınlık duyar, etkilenir, “büyü”lenir.

Hangi tür sanat dalı olursa olsun aslında yaşanan bu aşkınlık duygusu ve yücelme aynıdır. Bu anlamda bir fotoğraf sanatçısı da seramikçi de ürünlerine verdikleri biçimle birlikte kendi duygularına da biçim verirler. Ürünleri bu yüzden kendilerinden başkaları için değil, kendileri içindir.

O halde niçin başkalarına gösterir sanatçı ürünlerini? Kendisiyle ürünü arasında çok özel ve kişisel bir ilişki varsa bir ressam niye resimlerini sergiler, bir yazar niye yayımlatır kitaplarını? Borges’in yanıtı ilginç: “Sonsuza dek müsveddeler üzerinde oynamamak için …” 

Ürünüyle sanatçı arasındaki ilişki iki sevgilinin ilişkisi gibidir. Hem yalnız kalmak isterler, birbirlerini başkalarından uzak tutmak isterler, hem de sevgilerini herkesle paylaşmak isterler.

Çocuklar için bir edebiyat olamayacağı, daha da ötesi, belirlenmiş (seçilmiş) bir okur için bir edebiyat olamayacağı görüşüne edebiyatın bu saf anlamı açısından yaklaştığımızda haklılık kazanıyor. Eğer bir sanatçı ile ürünü arasındaki ilişkiye okurun niteliği, okurun anlama kapasitesi, piyasanın talepleri vb. türünden “yabancı’müdahelesi girerse, o ilişki saf bir ilişki olmaktan çıkar. Nasıl ki piyasa istiyor diye yazılan aşk romanları edebiyatın saf tanımı içinde yer alamazlarsa, seçilmiş bir okuru hedeflediğinden yazılırken (üretilirken) sanatçının kendini çeşitli (okura ait) nedenlerle sınırladığı ürünler de edebiyat sayılmakta zorlanırlar. Bir mesajı iletmek,“bir şeyler vermek”, öğretmek, eğitmek, bilinçlendirmek, ya da bilinçsiz hale getirmek, uyutmak, galeyana getirmek, vb. gibi tümü okura yönelik amaçlarla yazılan metinler de böyledir. Sanatın kendimizle olan özel ilişkisinin dışında kalırlar. Edebiyatın edebiyat dışı bir amaç için üretilmesidir bu. Edebiyatın başka bir amaç için kullanılması ise farklıdır. Sanatçı ürününü elde ederken ürünüyle başbaşa kalabilmiş, ama ürün kendisi dışında işlevler yüklenmiştir. Bu, edebiyatın (sanatın) özgür gücüdür. 

Çocuk edebiyatının bizdeki en yaygın örnekleri yazarlarının daha üretirken edebiyat dışı kaygılarla davrandığı örneklerdir. Bu edebiyat dışı kaygıların başında “çocukların eğitilmesi gereği” gelir. Bu görevi nedense hemen “çocuk edebiyatçıları”nın üstlenmiş olmaları ile asıl meslekleri öğretmenlik olan çok çocuk yazarımız olması arasında belki de bir ilişki vardır. Çocuk kitaplarımızın bir çoğunda ahlak dersleri vermeye çalışan bir yetişkinin terbiye edici işaret parmağının çocuğa doğru havadan sallandığını izlersiniz.

Bu yalnızca bizim ülkemizde var olan bir eğilim de değildir. Ama çocuk kitapları konusunun gelişmiş olduğu ülkelerde bu daha rafine bir yaklaşımla ele alınır. Yoksa çocuk bir politika konusu olduğundan,özde yapılan iş aynıdır. Her ülkede çocuk o ülkede geçerli olan eğitim ve kültür politikalarının kendisine sunduğunu özümsemeye zorlanır. Ancak, gelişmiş ülkelerde çocuk edebiyatı alan olarak gelişmiş olduğundan çocuk edebiyatı sanatçısı da seçilmiş okuru olan bir sanatçı olarak kabul gören bir yere sahiptir. Bu ülkelerde çocuk kitabı yazarları ya da çizerleri hem daha iyi bir konuma sahiptirler, hem de bu iyi konumu hak edecek niteliklere. Böyle olunca da çocuk kitapları alanı bu ülkelerde eleştirmenlerin, dergilerin, gazetelerin ilgilendiği bir alan haline gelebiliyor. Yalnızca gelişmiş ülkelerde değil, kitap okuma geleneği olan bütün ülkelerde durum böyle.

Münih Uluslararası Çocuk ve Gençlik yayınları Kütüphanesi’nin bir yayını olan Profesyoneller için Çocuk Edebiyatı Uluslararası Süreli Yayınlar Kılavuzu, (Derleyen Marianne Reetz) bu konuda çıkan ilk derleme. Toplam otuz sekiz ülkede çıkan iki yüz derginin incelendiği bu derlemeden öğrendiğimize göre çocuk edebiyatı konusunda çıkan ilk dergi 1893 yılında yayıma başlayan Jugendschriften – Warteya da yeni adıylaJugendliteratur und Meiden.Sayısal olarak bakıldığında çocuk edebiyatı konulu yirmi beş adet dergiyle Federal Almanya başı çekiyor. Daha sonra Fransa ve Amerika Birleşik Devletleri’nde on dokuzar, İngiltere’de on sekiz, Japonya’da ise on bir dergi bu konuya ayrılmış durumda.


Çeşitli ülkelerde çocuk edebiyatı konulu dergi sayısı:

F.Almanya 25

Fransa 19

ABD 19

İngiltere 18

Kanada 11

Japonya 11

İtalya 10

İspanya 9

İsviçre 9

Avustralya 5

Belçika 5

Danimarka 5

Hollanda 5

İsveç 5

Brezilya 3

Çekoslovakya 3

D.Almanya 3

Sovyetler Birliği 3

Yugoslavya 3

Avusturya 2

Şili 2

Finlandiya 2

Hindistan 2

İran 2

İsrail 2

Norveç 2

Polonya 2

Uruguay 2

Venezuela 2

Arjantin 1

Bolivya 1

Bulgaristan 1

Küba 1

Yunanistan 1

Yeni Zelanda 1

Peru 1

Güney Afrika 1

Zimbabve 1

İşte bu listede Türkiye’nin adının bulunmaması ile çocuk edebiyatı alanının alan olarak ağırlığını duyuramaması arasında doğrudan bir ilişki var. Bu konunun Çerçeve’nin bir sayfasında sürekli yer edinmiş olması Türkiye’yi henüz yukardaki tablonun içine sokmaya yetmiyor, ama bizden çok daha bunalımlı zamanlar yaşayan birçok ülkede bu konuda süreli yayınların bulunması bizleri derin derin düşündürmeli…

Kaynak: International periodicals/ The IYL Guide to Professional Periodicals in Children’s Literature. Derleyen: Marianne Reetz. Münih, 1989