Otoyola bağlanan patikalar…

Okulöncesi Kitaplığı Dizisi-8 Kitap. (1. Büyüklükler, 2. Ölçmeye Başlamak, 3. Zaman, 4. Renkler, 5. Karşıtlıklar, 6. Farklı Olanı Bul, 7. Rakamlar, 8. Şekiller) TÜBİTAK.

Çocuk ve İlkgençlik Kültürü ve Edebiyatı Araştırmacıları Derneği’nin 8 Aralık’ta düzenlediği ‘Çocuk Edebiyatının Dünü, Bugünü, Yarını’ konulu panelde bildik bir konu yeniden gündeme geldi: Çocuk edebiyatı var mı yok mu? Neyse ki ortamı oluşturan yazarların çizerlerin ve araştırmacıların nitelikli kompozisyonu, bu artık biraz zamandışı kalmış tartışmanın, ortamın verimliliğini gölgelemesine izin verilmedi.

Çocuk edebiyatı edebiyattan daha alt düzeyde, daha düzeysiz, daha değersiz, daha kolay, daha niteliksiz değildir. Öteden beri dile getirdiğimiz gibi, çocuklara yazılan metinlerin edebi niteliğinin, ‘edebiyat’ metinlerinin niteliğinden ayrılan hiçbir yanı yoktur. Şöyle söyleyelim: ‘Edebiyat’ bir otoyolsa, çocuk edebiyatı da otoyola bağlanan patikalardan oluşur. Patikalar da bizi tıpkı otoyollar gibi bir yerden bir yere götürürler, ancak buralarda otoyoldaki kadar hız yapamayız, yavaş yavaş yürürüz. Otoyollar bir çocuk için sıkıcıdır; arabanın penceresinden yalnızca uzayıp giden yol kenarı bordürlerini görür.

Çocuklarımız sürpriz sever

Yetişkinler ise sıkılmayabilirler, çünküoyolla, gittikleri yerle ilgili planları, yol süresini de aşan uzun vadeli çıkarları vardır. Patikalar ise çocuklar için daha eğlencelidir. Onlara monoton gelmez. Sürprizlerle doludur: Bir kaplumbağa, bir solucan, farklı bir çiçek ya da taş parçası, onları oyalayabilir. Böyle bir patika ise bir yetişkine her zaman eğlenceli gelmez. İşte yetişkinlerin ‘edebiyat’ındaki, çocuğun izlemesi güç betimlemeler, çok katmanlı ilişkilendirmeler, tembihler, istiareler, okuma alanına yeni girmiş çocuk için fazlaca hızlı gelir. Bu nedenle, onlara okumanın tadını alabilmeleri için okumayı becerebilecekleri metinler gereklidir.

Eskiden, bu gereksinmeyi yetişkinlerin kitaplarının seyreltilmiş halleri gideriyordu (ki çocuk edebiyatının olmadığı söyleyenler bu kitaplarla büyüdüler) Günümüzde ise artık çocukların algılama ve yaklaşım farklılıklarının, dili öğrenme ve kullanma özelliklerinin bilincinde olan yazarlar, özellikle çocuklar için öyküler, romanlar yazıyorlar. Ancak, çocuklara özel bir edebiyatın varlığının kanıtlama çabası, bize, bugün çocuklar için yazılan kitapların tümünün asgari edebi niteliklere sahip olduğunu ileri sürme hakkını vermiyor ve var olan kitapların çoğu, çocuklar için edebiyat yoktur diyenlerin bu savını güçlendirmekten başka bir işe yaramıyor. Çocuk edebiyatımızın mutlaka bir biçimde ‘edebiyat’ otoyoluna bağlanan patikalardan oluşması gerekiyor.

Bu patikaların başlangıç noktası da okul öncesi yaşlar. Artık özellikle eğitimli anne babalar kitabın okulla başlamadığını öğrendiler. Eskiden kitap hediye ettiğimizde anne babalar bu kitapları alıp saklarlar ve “Okula giderken veririm,” derlerdi. Okulöncesine yönelik kitap yayımlayan yayınevi sayısı da azdı. Şimdi nitelik ve nicelik olarak bu alanda ciddi bir gelişme var. TÜBİTAK’ın yayımladığı ‘Okulöncesi Kitaplığı’ dizisi bu alandaki en başarılı örneklerden. Sekiz kitaptan oluşuyor: Bu tür etkinlik kitaplarında anne babaların dikkat etmesi gereken konu, alıştırmaları bir tür ‘akraba çocukları arasında performans yarışı’ haline getirmemek. ‘Aaa, bak boyayı taşırdın!’, ‘Ceren daha hızlı boyadı!’ ya da ‘Sezen birinci kitabı çoktan bitirdi!’ türünden (aslında yetişkinler arasındaki) kapışmalar kitapları eğlenceli patikalar olmaktan çıkarıyor.