Kırmızı Başlıklı Aşiftenin Başına Gelenler…

“Bir zamanlar küçük bir kıza annesi, ninesine götürmesi için kek ve tereyağı verdi. Kız ormanda yürürken bir kurt yaklaşıp nereye gitmekte olduğunu sordu. “Nineme,” dedi kız. Kurt, “Hangi yoldan” diye sordu. “Dikenli yoldan mı, çalılık yoldan mı?” “Dikenli yoldan,” dedi kız. Bunun üzerine kurt önceden gidip nineyi yedi, kanını bir şişeye doldurdu, etini de bir tabağa koydu. Sonra da ninenin geceliğini giyip yatağa girdi. Kapı çalınınca ninenin sesini taklit edip kızı içeri çağırdı. “Haydi bir şeyler ye,” dedi. “Sana et ve şarap ayırdım.” Kız söylenenleri yaptı. Küçük bir kedi ona yüzünü buruşturdu: “Ninesinin etini yiyip kanını da nasıl içebilir insan!” Daha sonda kurt: “Haydi soyun, yanıma gel” dedi. “Ama önlüğümü nereye koyacağım?” dedi kız. Kurt, “Ateşe at!” dedi. “Bir daha gerekmeyecek nasıl olsa…” Kız üzerinden çıkardığı her parça için aynı soruyu sordu. Kurt her seferinde aynı yanıtı verdi: “Ateşe at! Nasıl olsa bir daha gerekli olmayacak sana…” Kız yatağa girer girmez: “Nineciğim, kılların ne kadar da uzun!” diye haykırdı. Kurt, “Seni ısıtsın diye, kızım,” dedi. Kız: “Omuzların ne kadar genişlemiş!” dedi. Kurt, “Ateşe daha bol odun taşıyabilmek için, kızım…” dedi. Kız: “Tırnakların ne kadar uzun, nineciğim!” dedi. Kurt, “Daha iyi kaşınabilmek için, kızım…” dedi. “Dişlerin ne kadar büyük!” dedi kız. Kurt, “Seni daha kolay yiyebilmek için!..” dedi. Sonra da kızı yedi.”

Klasik masalların en tipik birkaç örneğinden biri olan Kırmızı Başlıklı Kız, masalları konu alan her tür tartışmada ilk akla gelen ve en çok ele alınan örneklerden olma özelliğini de taşıyor. Herhangi bir gün, ormanın ötesindeki ninesine biraz yiyecek götürmekten, ama bunu yaparken bir iki de çiçek toplamaktan başka hiçbir günahı olmayan bu herhangi küçük kızı bu kadar önemli kılan nedir?

Fransız Charles Perrault, büyük bir olasılıkla, oğluna bakmakta olan kadından duyduğu masalları birazcık incelterek ilk kez 1697’de yayımladı. Jacob ve Wilhelm Grimm’lerin ilk yayımladıkları masallar kitabının tarihi ise 1812. Bu kitabın ikinci basımında yüz yıldan fazla bir zaman farkıyla Perrault’dan aktarılıp gelen masallardan yalnızca Kırmızı Başlıklı Kız’ı alıkoyup gerisini fazlaca Fransız buldukları için ayıklamışlardı. Kırmızı Başlıklı Kız’ımız ise bu elemeden kurtulmasını sonradan Jeannette Hassenpflug’un yazdığı mutlu sona borçluydu. Kızımızın tartışmalarda gözde bir yere sahip olmasında bu ve başka eklemelerin de rolü büyük. Özetle, on yedinci yüzyılın (Perrault’nun) Kırmızı Başlıklı Kız’ıyla, on sekizinci yüzyılınki (Grimm’lerinki) arasında büyük bir fark var. Perrault’nun Kız’ı kırmızı başlıklı bile değil; yalnızca “Bir kız…” Ayrıca masalın bitişi ilkinde acı, ikincisinde mutlu. Perrault’nun “Kız”ını kurt yedikten sonra masal bitiyor; oysa sonrakinde avcının biri gelip kurdun karnını yarıyor, hem kızı hem de nineyi kurtarıyor, yerine de taş dolduruyor.

Masalın bu anlamda birden fazla metni olması masalı çeşitli açılardan ele almak isteyenler için de bazı güçlükler yaratmış. Örneğin, Erich Fromm Kırmızı Başlıklı Kız’ın kırmızı başlığının âdet kanamasını simgelediğini ileri sürmüş. Fromm’a göre annenin “Dikkat et, kırarsın!” diye uyardığı şişe ise bekâretin, avcının kurdun karnına koyduğu taşlar bir ceza olarak cinselliğin sona erdirilmesinin, kurt da saldırgan erkeğin simgesi. Fromm bu çözümlemesinde masalın tarihsel gelişimini gözardı ederek, kafasındaki hazır şemaya uygun olduğu için yalnızca son biçimini dikkate almakla eleştiriliyor. Gerçekten de Fromm’un önemli simgelerinin hiçbiri, başlık, şişe, şişeyle ilgili olarak annenin uyarısı, avcının kurdun karnına doldurduğu taşlar ve avcı masalın ilk metninde yok.

Psikanalist Bruno Bettelheim’a göre masaldaki kurt idve hazöğelerini simgelemekte. Masalın gelişimi ise çocuğun gelişme çağındaki oedipal özlemlerini ve sıkıntılarını, o farkına varmaksızın giderecek malzemeyi sağlıyor.

Perrault’nun metninden Grimm’lerin metnine gelinceye kadar Kırmızı Başlıklı Kız’ın kişiliğinde de bazı sinsi değişmeleri saptayabiliyoruz. Bu kişilik değişimini izlerken çocuğun da, iki farklı çağda farklı bir yere oturtulduğunu gözlemek mümkün. Örneğin Jack Zipes’a göre “Perrault bu masalı çocuklar için değil, çocukları da içeren eğitimli üst tabaka için yazmıştı. Dolayısıyla Perrault’un masalındaki striptiz gösterisini andıran erotik sahne ve irkiltici son kendini bağışlatabiliyor. Çocuk edebiyatının gelişmesi ise çok daha sonra. İşte Grimm’lerin gerçekte yaptığı da bu masalı biraz ‘çocuklaştırmak,’ biraz da dönemin tutucu burjuva ahlak anlayışına uygun bir kılığa sokmak oluyor.

“Perrault’nun Kız’ı herhangi bir köylü kızıyken Grimm’lerin Kız’ı her haliyle bir masumiyet örneği. Üstelik, yola çıkmadan önce ‘şişeyi kırmamaya özen göstermesi’ için uyarılıyor. Yoksa ‘azgın kurtlar’ güzel kızları yutuverirler.”

Perrault’nun masalının sonunda da yine aynı uyarı var ama bu uyarı öğütten çok alay taşıyor. Bu masalın her iki yorumunun da ortak özelliği olarak bazı araştırmacılar Kırmızı Başlıklı Kız’ın başına gelenlerden kurdun değil ormana yalnız giderek kurdun dikkatini çeken ve onu masum bir havayla ninesinin evine yönelten Kırmızı Başlıklı Kız’ın kendisinin sorumlu olduğunu ileri sürüyorlar. Orman “aç” kurtlarla doludur. Kurtlar saldırgandır. Bu saldırganlık kurtların en doğal hakkıdır, yani suçlanamazlar. Ama küçük kızlar yalnız başlarına ormana gidip oralarda oyalanarak kurtları kendilerine saldırmak zorunda bırakmakla ne büyük bir suç işliyorlar! Üstelik, sanki başına geleceklerden habersizmiş gibi kurdu evlerine davet edebiliyorlar.

Bu yoruma göre, Kız’ın başına sonradan takılan başlık da gerçekte günahın simgesi. İlk metinde cesur ve bağımsız olan kızın daha sonra kendisine saldırılmasını sinsice tezgâhlayan bir küçük ‘aşüfte’ olmasıyla, başına kırmızı bir başlığın takılması birbirini bütünlüyor.

Bir hukukçunun masalla ilgili yorumu da ilginç. Gerhard Mueller masalı tümüyle yasaları dile getiren bir metin olarak ele alıyor. Mueller’e göre insanlara neyin doğru, neyin yanlış olduğunu söylemenin bir yolu da bu masallardı. Mueller dördüncü yüzyılda Gotlar’ın da ‘yasadışı’ ilan ettikleri kişiler için ‘kurt’ sözcüğünü kullandıklarını aktarıyor.

Masallar hem yapıları ve tiplemeleriyle çok şey söylüyor hem de çeşitli yaklaşım biçimleri açısından çok şey söyleyebilmeye olanak veriyor. Bir anlamda sanki masallar farklı akademik alanların bir araya getirilmesine de uygun bir malzeme oluşturuyor. Sosyoloji, psikoloji, Marx, Freud, feminizm hep bir masal çevresinde söz konusu edilebiliyor. Hatta, mimarlık profesörü Anthony Vidler şöyle diyor:

“Kırmızı Başlıklı Kız’ın ve ninesinin başına gelenlerden sorumlu yalnızca o evin kapısındaki uyduruk kapı kilididir…”