Çocuk Hakları ve Çocuk Kitapları…

Geleneksel olarak medeni, siyasi, ekonomik, sosyal ve kültürel haklar olmak üzere beş başlık altında toplanan insan haklarından siyasi haklar dışında kalan hakların tamamı çocuk hakları kapsamındadır. Bunlardan çocukların kültürel hakları, eğitim hakkını, uygun bilgileri edinebilme hakkını, eğlenme ve dinlenme hakkını, sanatsal ve kültürel faaliyetlere katılabilme hakkını içerir.

Uygun bilgileri edinebilme, eğlenme ve dinlenme gibi hakların yalnızca hak olarak kabul edilmesi bile hiç kuşkusuz çok önemlidir. Çocuğun yetişkinden ayrı bir varlık olarak bile kabul edilmediği yüzyıllardan günümüze gelinceye değin bu haklar savaşlarla veya yetişkinlerin türlü çeşitli müdahaleleriyle sık sık gasp edilmiştir. Bu anlamda gündemimizde bulunan çocuk hakları konusunda bilgilenme ve eğlenme haklarından söz edilmesi büyük bir ilerlemedir.

Ne var ki, haklar genel olarak o hakkı oluşturan elemanlarla daha sıkı sıkıya ilişkilidir. Başka bir deyişle, hakların tanınması aynı zamanda o hakların elde edilebilmesi için gerekli öğelerin de sağlanmasını güvenceye almak zorundadır. Örneğin, bilgilenme ve eğlenme hakkının tanınması, bu gereksinmelerin karşılanması için gereken araç ve elemanların sağlanmasını da zorunlu kılar.

Eğlenme ve bilgilenmeyi sağlayan araçlar içinde en önemlilerinden biri de kitaptır. Yazının bulunduğu M.Ö 4000 yıllarından günümüze kadar bilgi ve kültür taşıyıcı bir araç olarak kitabın önemi ortadan kalkmamıştır. Teknolojinin alabildiğine şaşırtıcı bir hızla gelişmekte olduğu günümüzde bile kitap hala mucizevi varlığını korumaktadır. O halde konuya çocukların kültürel hakları açısından bakıldığında bu hakkı anlamlandıracak olan temel araç kitaptır. Bu hakkın korunması ve yaşama geçirilmesi ise kitabın korunması ve çocuğa ulaştırılması ile eşdeğer bir yükümlülüktür.

Günümüzde ülkemizde yılda yaklaşık 500 yeni çocuk kitabı ortalama 3000 adet olarak basılmaktadır. Bu rakamların da çok açık olarak gösterdiği gibi çocuklara yeterli zenginlikte çocuk kitapları sunamıyoruz. Çocuklarımız bilgilenme ve eğlenme haklarını kullanmak üzere bu hakların en temel araçlarından birine uzanmak istediklerinde elleri boş kalıyor. Bu durumda çocuklarının kültürel haklarının tanınmış olmasına rağmen ‘verilemeyişi’ gibi bir durum ortaya çıkıyor. İşte, bu hakkın işlerliği açısından bu araçların, yani kitabın çocuğa neden yeterli nitelik ve sayıda ulaştırılamadığının, bunun arkasındaki ekonomik ve sosyal nedenlerin araştırılması ve öncelikle bu engellerin kaldırılması zorunludur.

Kitap bir bilgilenme aracıdır, ama aynı zamanda eğlenme aracıdır da. UNICEF Dış İlişkiler Direktör Yardımcısı V. Tarzie Vittachi’nin sözleriyle, “Çocukların hakları, geniş bir şekilde, korunma ve beslenme hakkı olarak tanımlanmıştır. Bunlar, çocukların tüm potansiyellerini gerçekleştirecek şekilde gelişmeleri ümidinin ve beklentisinin, çocuğun önemli bir temel hakkını ortadan kaldırmaması da burada belirtilmelidir. Bu da çocuğun çocuk olma hakkıdır. “Çocuk olma hakkı çocukluğunu yaşayabilme, oynayabilme ve eğlenebilmeyi de içerir. Şu halde bir eğlence aracı olarak kitap bu hakkın kullanabilmesi için zorunludur. Bunun kavranmasının doğal olarak toplumun genel kültürel düzeyiyle yakından ilgisi vardır. Kitabın bir toplumda eğlence ya da bilgilenme aracı olarak gördüğü saygınlığa bağlı olarak çocukların yaşantısında da kitabın farklı bir yeri olacaktır. Örneğin, ülkemizde kitap okuma alışkanlığının geleneksel olarak az olduğu bilinmektedir. Bunun nedenlerinden biri de matbaanın ülkemize tam 274 yıl gecikerek gelmiş olması olabileceği gibi bunu göçebe bir toplum olmamıza bağlayanlar da vardır. Bir biriktirme eylemi ve yerleşmişlik gerektiren kitap, at sırtında süren bir yaşama uyum sağlayamamış olabilir. Her ne sebeple olursa olsun kitap okuma alışkanlığının edinilememiş olması insanların kültürel faaliyetlerden yararlanmalarını da önleyen bir etkendir. Bu anlamda kültürel hakların tanınması toplumun o hakkı kullanma motivasyonuyla yakından ilişkilidir. Henüz çocuk yaştayken kitabın bir eğlenme ve bilgilenme aracı olarak benimsetilmesi, çocuk hakları kapsamındaki kültürel hakların benimsenmesi ve yaşama geçirilmesinde büyük bir önem taşımaktadır.

Çocukların Anayasası

“Dünyada barış olacak, ama bütün çocukların karnı her gün doyunca;

Her çocuk kış rüzgarına karşı sıkıca giyinip

zihin açıklığıyla derslerine çalışınca.

“Böylece, rengi ırkı veya inancı ne olursa olsun

her çocuk açlıktan, korkudan,

yoksulluktan kurtulunca

ve insanlara olan güveni gözlerinden okunarak

başını kaldırıp gökyüzüne gülerek bakınca,

işte o zaman dünyada barış olacak.”

Dorothy Roigt, Ride with the Sun.

Mutlu bir çocukluk geçirebilsinler diye;

Doğum öncesi ve sonrası bakım hakkı…

Yeterli beslenme hakkı…

Yeterli barınma hakkı…

Yeterli tıbbi bakım görme hakkı…

Sakat çocuğun özel bakım görme hakkı…

Ana-babadan şefkat, sevgi ve anlayış görme hakkı…

Eğitim hakkı…

Toplumun yararlı bir üyesi olmayı öğrenme hakkı…

Yeteneklerini geliştirme hakkı…

Felaket zamanlarında ilk kurtarılacaklar arasında olma hakkı…

Oyun ve eğlence fırsatına tam olarak sahip olma hakkı…

UNICEF çerçevesinde taslağı hazırlanan Birleşmeş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi ilk kez 1924 Cenevre Bildirgesi’nde “Çocukları Koruma Fonu Uluslararası Birliği” tarafından hazırlanan metinle ortaya çıkmıştır. Bu metin daha sonra 20 Kasım 1959’da Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun oy birliği ile kabul ettiği on maddelik Çocuk Hakları Bildirgesi’nin temelini oluşturmuştur. Bildirgenin dışında bir Çocuk Hakları Sözleşmesi hazırlanması fikri ilk kez 1979 yılında Polonya tarafından önerilmişti. Bu sözleşmenin 1989 yılın da imzalanabilmesi için her ülke kendi içinde çeşitli çalışmalar yapmakta. UNICEF Milli Komiteleri bu konuda çeşitli kesimlerin görüşlerine başvurmakta, tanıtıcı broşürler yayımlamakta, toplantılar düzenlemektedir.

Bildirgenin Özeti

Bildirgenin Önsöz’ünde, çocuğun, fiziki ve zihni bakımdan olgunlaşmamış olması nedeniyle, hem doğumdan önce hem de sonra özel bakıma ve korunmaya muhtaç olduğunu ve bireyler ile grupların yasal ve diğer yöntemlerle çocuk haklarının sağlanması için çaba göstermeleri gerektiği belirtilmektedir. Önsöz’e göre, insanlık, çocuğa her şeyin en iyisini vermekle yükümlüdür.

Bildirge, kelime seçimi dikkatle yapılmış on tane ilke ile çocukların haklarını teyit etmektedir:

1) Belirtilen haklar, hiçbir istisna olmaksızın ve ırk, renk, cinsiyet, din ya da milliyet ayrımı yapılmaksızın bütün çocuklara uygulanacaktır.

2) Çocukların sağlıklı ve normal bir biçimde özgürlük ve haysiyetten korunarak gelişebilmelerini güvence altına almak için özel koruma, fırsatlar ve olanaklar sağlanacaktır.

3) Çocukların bir isim ve tabiyet edinme hakları vardır.

4) Çocukların, yeterli beslenme, barınma, eğlenme ve tıbbi hizmetler de dahil olmak üzere sosyal güvenlik hakları vardır.

5) Eğer özürlüyseler, özel bakım, eğitim ve tedavi hakkına sahiptirler.

6) Mümkün olan her durumda, ana-babalarının bakımı ve sorumluluğu altında sevgiye ve anlayışa ve sevgi dolu güvenli bir atmosfere sahip olma hakları vardır.

7) Parasız eğitim ve eğlence ve bireysel yeteneklerini geliştirmek için eşit fırsat hakkına sahiptirler.

8) Felaketler ve afetler sırasında koruma ve kurtarma çalışmalarında öncelik hakkına sahiptirler.

9) Her türlü ihmal, kötü muamele ve sömürüye karşı korunma hakkına sahiptirler.

10) Her türlü ırksal, dinsel veya başka bir ayrımcılığa karşı korunma ve bir barış ve evrensel kardeşlik ruhu içinde yetiştirilme hakkına sahiptirler.

Nihayet, genel kurul, hükümetlerin hükümet dışı örgütlerin ve bireylerin bu bildirgeye en geniş tanıtma imkanını sağlayarak her şeyde kabul görmesini teşvik etmeleri kararını da almıştır.