BUGÜNLÜK...
26 Kasım 2009

kalemsite OKUMA!

Mavisel Yener’in 26 Kasım 2009 tarihli Cumhuriyet Kitap Eki’ndeki yazısı



“İstiyorlar ki sen hiçbir şey hatırlama… Masallarımızı hatırlama… Şarkılarımızı hatırlama… İstiyorlar ki sen beni unut… Anneni unut… Babanı unut…”
Mavisel Yener
Yayınevleri, İstanbul TÜYAP Kitap Fuarı’na birbirinden güzel, onlarca çocuk kitabı yetiştirdi. Okuruyla yeni buluşan roman, öykü, masal kitapları arasında hangisini ilk okuyacağıma epey zor karar verdim doğrusu. İçlerinde biri vardı ki, adıyla aklımı çeldi: Sihirli Kalem. Yazarı da çocuk edebiyatının sihirli, usta kalemlerinden olunca, heyecanla başladım okumaya. Sihirli Kalem, sihirli dizinin on birinci kitabı.
Fatih Erdoğan romanında okurlarına sürekli sorular sorduruyor: Ne kadarı gerçek, ne kadarı yanılsama yaşamın? Meraklı okurlar için söyleyelim ki, bu fantastik romanın içinde felsefe, teoloji, psikoloji, tarih, siyaset gibi konulara da rastlıyoruz. “Sekiz yaş üstü okurlara bütün bunlar nasıl anlatılır?” sorusunun yanıtı kitabın sürükleyici kurgusunda gizli. Fatih Erdoğan, bu saydıklarımızı edebiyat metni içerisinde harmanlayıp, düzenlemiş; zaman-mekân kavramlarında kimi zaman düşselliğe kimi zaman tarihi gerçeklere tutunup ilginç bir roman yazmış. Geçmişle günümüzün iç içe geçtiği bir yapısı var romanın. Buna akıcı dili de eklediğimizde, keyifle okunan bir yapıt çıkıyor ortaya. Yalnız çocukların değil, özellikle kütüphanecilerin de ilgisini çekeceğini düşünüyorum. Bir başka farklı yanı da, bölüm numaralarının Aztek rakamları ile verilmesi.
Roman, ödevi internetteki ödev sitesinden indiren Caner, Oktay, Ozan, Bülent ve Burak’a öğretmenin kızıp yeni bir görev vermesiyle başlar. Bu görev, Azteklerin tarihiyle ilgili bir kitabı el yazısıyla kâğıda geçirmektir. Caner, günlerce yazsa bile bitiremeyeceği, canını sıkan bu işin başına öfleye pöfleye oturur; kalemini eline alır. O da ne? Kaleminde bir tuhaflık vardır. Sabah masada bıraktığı kalem o değildir. Kendisininkinden daha kalın, her yüzeyi farklı renkte, yumuşak bir kalemdir bu. Caner, sözcükleri yüksek sesle okuyarak kâğıda geçirmeye başlar; kalemin ne denli rahat yazdığını işte o zaman fark eder. Okuduğu her şeyin, hem de kendi el yazısıyla kâğıda geçtiğini anlayınca şaşırır. Bu, inanılmaz bir olaydır. Çok heyecanlanır, su içmek için masadan kalkar; geri döndüğünde kalemin kendi kendine yazmadığını görür. Az önce kâğıda ışık hızıyla dökülen sözcükler, şimdi yine güçlükle tutunmaya başlamıştır defterine. Rüya mı görmüştür biraz önce? Onun yazabileceğinin çok üstünde bir hızla nasıl yazılmıştır onca sözcük? Müthiş keşfi yapması uzun sürmez. Söylediklerini, okuduklarını hemen kâğıda geçiren kalemle, cebindeki palamut arasında sır dolu bir iletişim vardır. Bu bilgiyi, yakın arkadaşı Oktay’la paylaşır. Azteklerle ilgili ödev yapan Caner ve Oktay, Azteklerin kitaplarını yok eden Zumaraga ile ilgili bilgileri öğrendikçe ‘keşke onların da hızlı yazan kalemleri olsaydı da, bütün kitaplarını kopyalayıp kurtarabilselerdi’ diye hayal ederler. Henüz Caner, Maya ve dedesi ile tanışmamıştır ama Fatih Erdoğan onları çoktan tanıtmıştır okura. Maya’nın dedesi Temilotzin, kraliyet kütüphanesinden sorumludur; kütüphanedeki tüm kitapların birer benzerini kopyalamak için büyük emek harcar. Kütüphaneye kopyalar koyularak asıllarını kaçırabilmek mümkün olacaktır. Zumarraga’nın askerleri gelmeden önce kitapları kopyalama işini bitirmelidir. Çünkü Zumarraga, ülkedeki kütüphanelerdeki kitapları tek tek yok etmeye başlamıştır. Maya bunun nedenini anlamakta güçlük çeker, dedesinin açıklaması kitabın büyüteç tuttuğu soruna dikkat çeker:
“Zumarraga, bizim onların ülkelerinden, yani İspanya’dan getirdikleri kitapları okumamızı istiyor… Kendi kitaplarımızı okumamızı istemiyor.”(s. 55) “Bizim de onların dinini kültürünü ve edebiyatını benimsememizi istiyor. Bizimkileri ilkel ve gelişmemiş buluyor. Hatta tanrılarımızı bile küçümsüyor…”(s, 56) Zumarraganın yaptığı kültürel soykırım, çocuk okura bakın nasıl başarıyla anlatılır: “ Takvimimizi, sayılarımızı, bilgilerimizi, inançlarımızı, alışkanlıklarımızı, anılarımızı, geçmişimizi… Hepsini yok etmek istiyorlar… İstiyorlar ki, çocuklarımız, torunlarımız, hiçbir şey hatırlamasın geçmişimizle ilgili… İstiyorlar ki sen hiçbir şey hatırlama… Masallarımızı hatırlama… Şarkılarımızı hatırlama… İstiyorlar ki sen beni unut… Anneni unut… Babanı unut… Onların yaşadıkları yerleri… Mezarları unut… İstiyorlar ki biz Aztekleri hiç tanımasın gelecek nesiller…”(s, 66)
Caner ve Oktay, Azteklerin yaşadığı zamana gidip, onlara hızlı yazan sihirli kalemi verebilme hayaliyle, Aztekleri anlatan büyük tarih kitabının içine girer ve sayfalar arasındaki dehlizlerde kaybolurlar… Maya ve dedesine sihirli kalemi verip Aztek tarihinin gelecek nesillere aktarılmasını başarabilecekler midir? Bu sorunun yanıtını kitabı okuyanlar bulacak. 1500’lü yıllarda Maya ve dedesinin incir ağacı kabuğunu nasıl hamur haline getirip kağıt elde ettiğini okurken, o yıllarda İstanbul’da nasıl bir yaşam olduğunu düşündüren, hissettiren kitap, Orta Amerika ve İstanbul arasında zaman yolculuğu da yaptırıyor. Zumarraga, kitapları yakmıştır ama Maya ile dedesinin yakılmasına izin verecek midir? Kitabın can alıcı soru ve yanıtı budur belki de…
1527’de Başpiskopos Don Juan de Zumarraga tarafından 700.000 civarında eserin yaktırılarak ortadan kaldırılması tarih boyunca yapılan kültürel soykırımlardan biridir. Bir çocuk kitabında böylesi konulara dikkat çekilmesini önemsiyorum. Bilginin unutulmadan değişime uğramadan kuşaktan kuşağa aktarılmasını sağlayan kitaplar tarih boyunca hep bilgiye düşman egemenlerin hedefi olmuştur. Bir kültüre ait bilgi birikimini külliyen ortadan kaldırmaya yönelik bir eylem hakkında, eğlenceli kurgu aracılığıyla, çocuk okurları düşündürmek her babayiğidin harcı değildir.
Türk çocuk yazınının satırı sektirilmeden okunması gereken bir yazarıyla karşı karşıya olduğumuzu bir kez daha anımsatıyor Sihirli Kalem. Özgün kurgu yapmayı başaramayıp, yeni fikirler üretemeyen, ‘kullanılmış’ konuları abra kadabra geri dönüşüme uğratıp yeniden kullanan ‘çocuklara yazan’ların gözü aydın, Aztekler ve kültürel soykırım konusunu işleyebilirler örneğin!

www.maviselyener.com



Yorumlar